Coşkun Kırca Ekolu
25 Şubat 2005
Benim devam ettiğim okullardan biridir Coşkun Kırca : Her hafta onu ziyaret eder , hem Türkiye’de, hem de dış alemde olup bitenlerin en doğru, en akla yatkın irdelenmelerini ondan dinler, çok şey öğrenirdim . Olaganüstü pırıltılarla dolu zekası ve sürekli olarak izlediği siyaset, felsefe yayınları makalelerinde de yansırdı : Bunları biriktirirdim . Milliyet Yayınları arasında yer almış “Devlette Yozlaşmayı Yenmek” başlıklı kitabı, Kurucu Meclis üyeliği, milletvekilliği, büyükelçiliği ve bakanlığı sırasında edindiği izlenimlerin ürünüydü ; devletin yozlaşmaması için, daha verimli çalışması için ne yapılması gerektiğini anlatan yapıtların en iyilerindendi .
Laiklik, Kırca’nın en önem verdiği konuydu . Laikliğin tanımını çarpıtmak , kuşa çevirip yoketmek isteyenlere bu kavramın en güzel tanımlamasını yaparak cevap veriyordu :
“Laiklik, devletin, organlarının ve idarenin, işlem ve eylemlerinde dini nitelikteki kuralları uygulamak amacıyla hareket edemeyecekleri anlamına gelir. Laik devlet, dünya işlerini, toplumun ihtiyaçlarına bakarak düzenler ve Tanrı’dan geldiğine inanılan emirlere itaat edip etmemeyi vatandaşlarının kişisel vicdani takdirine bırakır..Böyle olunca kişilerin din ve vicdan hürriyeti laik devlette tamdır.”
“Devlet, dini faaliyetlerin kendi varlığına ve temellerine karşı olmamasını her dönemde sağlamak istemiştir. Din ve vicdan hürriyetlerinin en üst düzeyde bulunduğu devletlerde bile devlet, dini faaliyetlerin kendi varlığına , temellerine, milli güvenliğe, kamu düzenine aykırı olmasına karşı çıkmıştır. ..Osmanlı padişahı, hilafet, üstlenmekle, gerçekte dini bir nitelik almıyor, halife sıfatı ile her çeşit dini faaliyetleri, Şeyhül’islam vasıtasıyla gözetim ve denetim altına sokuyordu.”
Ben, çocuklarıma laikliği, Kırca’nın kitabından okuyarak anlattım :
“Hıristiyanlığın hukuku ile İslamiyetin ve Museviliğin hukuku arasında çok fark vardır. İslamiyet’te ve Musevilik’te, dünya işlerine ilişkin hukuk kuralları, insan hayatının her alanına yayılan ve yüzyıllardır yerleşmiş bir yorum içinde sertleşmiş, katılaşmış kurallardır..Bu dinlerin belirli bir yorumu ise –kurallarının içeriği açısından-devlete müdahale etmek eğilimindedir. İnsan hakları kavramını kendine dayanak yapan bir devletin,ne erkeğin kadın karşısında üstünlüğünü, ne hırsızın elinin kesilmesini, ne dinin, yaradılışa dair dogmalarının eğitim ve toplumsal hayatın her alanında benimsenmesi ve herkesin de bunları benimsemeye zorlanmasın kabul edilmesi düşünülebilir..Ya bu tarzda yorumlanan din, devleti hakimiyeti altına alacaktır yada devlet, dinin kendisini hakimiyeti almasına müsaade etmeyecektir !”
1994′te yayınlanmış olan bu eseri yeniden bastırılmalıdır. Oluşumu ve sürdürülmesi için pek çok çaba gösterdiği Galatasaray Üniversitesi’ne düşer bu görev. Makalelerinden yapılacak derlemeler de bu ülkenin sorunları konusunda düşünenlere çok değerli kaynakları oluşturacaktır.
Yaşamım boyunca derslerini zevkle izlediğim ve maalesef bitiremediğim bir okuldur Coşkun Kırca ..