Ekümenik midir?

5 Aralık 2004

Istanbul’daki Rum Patriğinin “ekümenik” olup olmadığı konusunda sürdürülen tartışmalar ciddi boyutlara ulaştı : Bu konuda akılcı düşünmenin ve bu tartışmaları bitirmenin yararı vardır.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü R.Boucher, Ankara Büyükelçisinin Türkiye’yi ziyaret eden Rum Ortodoks Kilisesinin liderleri için verdiği ziyafete, davetiyede Patrik için “ekümenik”sıfatını kullanmasını protesto amacıyla bazı Türk yetkililerinin davete katılmamasının “not edildiğini” söyledi .

Patriğin “ekümenik”olmadığı konusundaki ısrarlar, A.B.den de tepki görmekte ve bu konudaki eleştiriler sıkça dile getirilmektedir.

Bu eleştirilere karşılık, Türkiye’de Patriği’nin “ekümenik” sıfatıyla anılmasının sakıncalı olduğunu ileri sürenler az değildir. Mesela, Atatürk Üniversitesinden Salim Gökçen, Stradigma aylık e-posta dergisinin 2003 Nisan sayısında “Bartholomeos, ruhban okulu ve ekümenism : Patrikin faaliyetlerinden notlar” başlığı altında yayınlanmış bir yazısında şunları söylemekteydi: “Bartholomeos, kendisinin “Ekümenik Patrik”sıfatı ile kabul edilmesini istemekte , uluslararası kamuoyu oluşturma çalışmaları da yapmaktan geri durmamaktadır.Oysa azınlıkların varlığı ve hakları kabul edilmiş ve yapılan sözlü anlaşma gereği Fener Patriği sadece azınlığın kilisesi olarak tanınmıştır.Lozan Antlaşması ile birlikte,Patrikhanenin siyasi ve yargısal yetkilerine son verilmiş ve sadece dini bir kurum olarak kalması sağlanmıştır.” Yazar, Fener Patriğinin “ekümenik” olarak kabul edilmesinin sakıncalarını Türk Ortodoks Patriği Erenerol’un 1994 te bir yerde söyledikleri ile yansıtmaktadır: “Bartholomeos,Ekümenik Patrik ünvanını alıralmaz Ruhban okulunu açacaktır.Ruhbanlar için T.C. vatandaşı olma zorunluluğu kalkacak, ve “İstanbul bizimdir” deyip mal varlıklarını talep edeceklerdir..” Patriğin “Ekümenik” olmasıyla İstanbul’da bir tür Vatikan oluşacağını söyleyen de az değildir.

Peki, “Ekümenik” ne demektir ? Evrensellik anlamını taşır ; ancak Ortodoks Patrikleri arasında “primus inter pares” yani “eşitlerarasında birinci” olmak dışında hiç bir anlamı yoktur ve bizim dışımızda tüm ülkeler ve kurumlar Fener Rum Patriğini yüzyıllardır böyle anmaktadırlar.

Bir dinin ruhban sınıfının kendi içinde düzenlediği hiyeraşiye karışmak doğru değildir. Bu tutum aslında her yerde yanlıştır : Eski İran Şahı, kendini “Şehinşah” olarak yani”Şahların Şahı” olarak takdim ettiği zaman İngiliz Kıraliçesi ve İsveç Kıralı, İran Şahı’na, “Sen nasıl tüm şahların yani kıralların kıralı oluyorsun ? ” dememiş, ona, o ülkesinde verilen sıfatla hitap etmişlerdir.

Rum Patriğine “Ekümenik” demek, burada Vatikan oluşmasına yol açmaz, sadece bir dinin ruhban sınıfının yüzyıllardır iç protokolünde kullanageldiği sıfatı değiştirmeğe kalkmama nezaketini yansıtır.

Kaldı ki Rum Patriği, 2000 yılında dini liderleri davet eden Polonya Parlamentosu’nda yapmış olduğu bir konuşmada “Ortodoks kilisesinin hiç bir zaman politik bir güç kazanmak arzusunda olmadığını” söylemiştir.

Yunanistan 1832 de Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrıldığında oluşan yeni devletin yöneticileri, patriğin İstanbul’da kalmasının doğal sonucu olarak bu makamın, ergeç Türkler’e yararlı olacağını düşünmüş ve önlem olarak Atina Metropoliti’ni Istanbul Patriği’nden ayırıp “autocephalic” yani kendibaşınabuyruk kılmışlardı . Biz, Rum Patriğinin Türkiyeye yararlı olabileceğini hala düşünememekteyiz.

Yıllardır gittiği her yerde AB ye alınmamız gerektiğini savunan , bu nedenle Atina Metropoliti’nin her fırsatta baltaladığı ve Yunan basınında askerlik hizmeti sırasında Türk askeri üniformasıyla çekilmiş resmi yayınlanarak aleyhinde bulunulan Patriğin, “ekümenik” olduğunda burada bir Vatikan oluşturacağını ileri sürmenin gerçekle bağdaşmadığını kavramamız gerekir!