Davulcu Ramazan

18 Ekim 2004

Doğumdan yeni dönmüştüm. Uyumağa çalışıyordum; tam dalmaktayken “Gümbür de gümbür !” Çok kızdım . Büyük bir hışımla kapıya indim.

Sokağı ikinci kez dolaşıyordu.

-Gelsene buraya !

Geldi. Eli yüzü temiz garibanın biri :

-Ağabey galiba rahatsız ettim . Kusuruma bakma !

Sinirim dağıldı, kızamadım:

-Gel bir çay içelim !

-Bir sokak kaldı; onu da dolanayıp geleyim.

Dolandı, geldi.

-Nereden aklına geldi davulcu olmak ?

-Müzikal bir aileden geliyorum: Babam hapsikord çalardı, annem de Üsküdar Musiki Cemiyetinde uzun süre çalışmıştır.

-Peki sen niye davulu seçtin ?

-Aslında viyolonsel çalacaktım . Beş yaşındayken konservatuarda Reşit Beye götürmüşlerdi . Beğenmiş,” Geleceği parlaktır .Parmak kemikleri bir santim daha uzasın getirin !” demişti. Ama bir yıl sonra babamı kaybettik; ardından gelen ekonomik kriz başka enstrümen edinmemi engelledi. Şimdi davul çalarak teselli bulmaktayım.

-En sevdiğin davulcular ?

-Gene Krupa,Ian Paice,Carmine Appice,Cozy Powell..Bizimkilerden de Murat Bayhan !

-Böyle sokaklarda çalmak hoşuna gidiyor mu ?

-İyi çalmam için konsantre olmam gerekir. Bu da sessizlik ister . Gecelerin sessiz olacağını düşünürdüm. Ne gezer ? Hemen her sokakta kaldırımlara gelişigüzel parketmiş arabaların alarmları çalmaya başlıyor. Köpekler havlıyor, bazı insanlar da bağırıp çağırıyor, hatta şişe atıyorlar !

-Çaresi ne ?

-Kulaklarıma pamuk tıkayıp gezmeğe başladım .Günün birinde tam teşekküllü bir davulla Royal Albert Hall ’da solo yapacağımı düşünerek çalıyorum şimdi.

-Demek ki davula devam edeceksin .

-Evet, şimdi bu enstrümana doğuştan yatkın olduğuma inanıyorum. Tabii yatkınlık yetmez; hırs ve sebat da gerekir. Ben de her ikisi olduğundan günde en az üç saat çalışabiliyorum. Bu sene tam üç davul patlattım. Ramazanda topladığım bahşişlerle yeni bir davul alacağım..

-Yazık !

-Bence değil ! List’in üç eski yapı piyanoyu parçaladığını, Cortot’nun da Chopin’den mazurka çalarken tellerini koparttığı piyanonun konser ortasında değiştirilmek zorunda kalındığını bilmiyor musun ?

Ramazan Bey her sokağın akustiğinin iyi olmadığından, bunun da performansını olumsuz etkilediğinden şikayetçi. Bu işe yeni başlayanların boş vakitlerinde Ayşe Sultanda, Muallim Naci Caddesinde ve Ehram yokuşunda çalışmalarını önermektedir. Bu yerlerde akustik nefismiş !

-Ramazan bitsin.Bir de klip yapacağım. Beş mani hazır. Biri şöyle: Akşam pilav pişirdim-Yine karnımı şişirdim-Çok mani bilecektim – Ama defterimi düşürdüm .

Uzaklaşırken bir türlü “Yine bekleriz !” diyemedim .